Termal Turizm Çevre ve Eğitim Derneği İlkelerimiz Faaliyetlerimiz İletişim
Başlıksız Belge
Başlıksız Belge
    Zümrüt Bahçe
    Black Bird Thermal Hotel & SPA
    Karaca Apart
    Evim Apart
    Çiğdem Motel
    Saray Otel
    Aydın Motel
    Vital Otel
    Azim Otel
    Termal Park Otel
    Thermalium Wellness Park Otel
    Green Termal Otel
    Limak Yalova Termal Butik Otel
    Yeni Yönetim Belirlendi
DELMECE YAYLASI

Yalova’nın en çok tanınan yaylaları, Kocadere ve Teşvikiye beldelerinin güneyinde yer alan Erikli ve Delmece yaylalarıdır. Delmece Yaylası Çınarcık İlçesi’ne bağlı Teşvikiye Beldesinden çıkılan ve sahilden 17 km içeride, tamamı asfalt yol olan ve çok geniş düzlük bir alanı kaplayan, eşsiz doğal güzelliklere sahiptir. Büyük alanda çam, meşe, kestane ve ıhlamur ağaçlarından oluşan çeşitli ağaç türlerinin, yakın çevresinde şelalelerin ve “dipsiz göl” olarak bilinen derin bir krater gölünün bulunduğu doğa harikası’nın yanı sıra “şifalı su” diye bilinen bir içme su kaynağı vardır. Ayrıca Teşvikiye beldesi’nde bulunan Delmece Yaylası doğal yürüyüş parkuru ile farklı doğal güzellikleri yaşayarak ulaşabileceğiniz seçenekler sunması bakımından çok ilgi çekicidir. Delmece Yaylası alanı 400 dönüm olup, üzerinde 60 hane ahşap ve 20 hane kargır bina bulunmaktadır. Yaylanın bulunduğu alanın tamamı 2/B orman arazisi kapsamındadır.

ELMALIK KALESİ

Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı belirlenememiş olan Elmalık Kalesi, köyün 500 metre kadar güneyinde, 270 rakımlı Bahçe Tepe üzerinde, her 2 tarafından geçen yolu kontrol edebilen hâkim bir noktadadır. Kuzey Güney uzunluğu yaklaşık 80 metre, Doğu-Batı uzunluğu yaklaşık 40 metredir. Güney yönünden çıkılması kolay, diğer yönlerden çıkılması zordur. Özellikle kuzey ve doğu yönü çok sarptır. Kale içinde su sarnıcı, tünel, ambar gibi yapılanmalar bulunmadığından buranın savunma amaçlı yapılmadığı düşünülmektedir. Kale, etrafından geçen iki yola da hâkim olduğu için kontrol ve güvenlik amaçlı yapıldığı düşünülmektedir. Kurtuluş Savaşı’na kadar sağlam durumda bulunan kale bugün tümüyle harap olmuştur. Yalnızca güneydeki kapının bir bölümü ile batı tarafında yer alan burçlardan birkaçının izlerini görebilmek mümkün olmaktadır.

Kale köyden fark edilememekte, ancak kaleden Marmara denizi rahatlıkla görülebilmekte, sahilin kontrolü mümkün olabilmektedir. Eski köylülerin ifadesiyle kale adeta Karakilise (Çiftlikköy’de bulunan)’ye bakar durumdadır.

Batısındaki ve güneyindeki tepeler daha yüksektir. Doğusunda bir vadi yer almaktadır. Batıdaki eğim daha hafiftir. Ayakta kalan burçlardan en iyi durumda olanın dışta örgü sistemi görülebilmektedir. Burada taşlar düzgün olmamakla birlikte yerden belli bir kesime kadar iki sıra tuğla, bir sıra taş şeklinde örülmüştür. Daha üst kısımlarda normal taş örgü devam etmektedir.

11. ve 12. yüzyıllarda önemli olduğu tahmin edilen Elmalık Kalesi, Pylai sahil kentinin kalesi durumunda olup, sahildeki yerleşimin tehlike anında sığındığı yer olduğu düşünülmektedir.

ÇOBAN KALE

Çoban Kale, Yalova ili Altınova ilçesi’nde, Hersek’ten güneye doğru uzanan vadi içindeki tarihi İpek Yolu üzerindedir. Hersek’ten yaklaşık 7 km., Soğuksu (Ayazma) Köyü’nden 2 km. güneydedir. Kale, 150 rakımlı bir tepenin zirvesinde, 150x120 metre ebadında bir alanı işgal eder. Bir görüşe göre, belirlenemeyen bir tarihte Cenevizliler tarafından yapıldığı ileri sürülmektedir. Clive Foss (İngiliz Arkeoloji Enstitüsü Araştırmacı) ise, İmparator Alexius tarafından 1087 yapıldığı ileri sürer. Prof.Dr. Halil İnalcık, “Çobanlar buraya sürüleriyle dinlemek için geldiklerinden, adı Çoban Kale olmuştur. Koyun Hisarı, Osmanlı geleneğinde bu bağlantı içinde, bizim Çoban Kale’miz olmalıdır. ....İmparator Manuel Komnenos (1143–1180) , Pylai Kalesi’ni ve surlarını inşa ettirdi. Kıyı ovasına uzanan vadideki bizim Çoban Kale ya da Koyun Hisarı, bu yeni inşa edilen ya da onarılan kalelerden biri olmalıdır.” der.

Çoban Kale’ye batı yönünden çıkılması kolay, diğer yönlerden çıkılması zordur. Güneyden gelen Karadere, Çoban Kale’nin güneyi, doğusu ve kuzeyini kuşattıktan sonra dönerek kuzeye doğru akar ve doğal bir set yapar. Bu durumda kalenin kapısı Batı’da olmalıdır.

Çoban Kale stratejik bir konumdadır. Gerek Roma, Doğu Roma (Bizans) , gerek Osmanlı döneminde, İstanbul’dan başlayıp Anadolu içlerine giden en önemli yolun hemen kenarında, yolu kontrol eden hâkim bir noktadadır. Kısacası Çoban Kale, savunma yönü de göz önüne alınarak, önemli bir kontrol ve güvenlik kalesidir.
Türkler’in batıdan gelecek tehditlere karşı, Çoban Kale’yi yaptırdıkları da düşünülebilir.

Çoban Kale, derenin her iki vadisinden geçen yolları da kontrol etmekteydi. Roma Caddesi burada, batıdaki geniş vadiden değil de, doğudan yamacın eğimi oyularak oluşturulmuş doğal sert zeminden geçiyordu. Batıdaki geniş vadi ise olasılıkla askeri yol olarak kullanılmaktaydı.

Çoban Kale’nin birkaç defa el değiştirdiği de açıktır.

1092’de, Bizanslılar’ın elinde olan kale, 1096’da bir şekilde Türkler’in elinde görülmektedir. 1097’de ise asıl Haçlı Birlikleri, Roma Yolu’nu kullanarak İznik’e geldiklerinden ve İznik’i ele geçirdiklerinden, bu dönemde Çoban Kale, Haçlıların eline geçmiş olmalıdır.

Ayrıca Haçlıların, 1206 yılında, Kibotos (Hersek’i) tahkim ederek, bölgede hâkimiyetlerini garanti altına alınca, hem Hersek-İznik yolunu kullandılar, hem de Çoban Kale’yi kontrollerinde tuttular. Şüphesiz bu dönemde küçük bir restorasyon geçirme olasılığı da bulunan Çoban Kale, Latinlerin yol güvenliğini sağlıyordu.

27 Temmuz 1302’de, Osmanlı atlıları, kale civarından geçerek Hersek’e kadar gittiler ve Hersek’te Bizanslıları, Bafeus Muharebesi adı verilen çarpışmada büyük bir yenilgiye uğrattılar. Çoban Kale, bu muharebeden sonra da ele geçirilemedi. Çoban Kale (Koyun Hisarı) 1337’de İzmit teslim olana kadar da direnmeyi sürdürdü.

Prof.Dr. Halil İnalcık Kale’nin durumunu şöyle tespit eder:
“...Osmanlı geleneğine göre, 1337’ye gelindiğinde Yalak Ova ve Koyun Hisarı Kaleleri, Bizans prensinin “has” ını oluşturuyordu. Yalak Ova’da vadideki hisar, Yalknya (ya da Balknya) adındaki Kâfire aitti ve tepede o zamanlar Koyun Hisarı olarak bir başka kale vardı. Osmanlı geleneği, Koyun Hisarı’nın, Yalak –Ova sahibi Yalknya’nın erkek kardeşi Kolayan’ın kumandasına verildiğini ekler. Yalak Ova ve Koyun Hisarı Kaleleri, İzmit teslim oluncaya değin direnmeyi sürdürdüler.

Her iki kale ele geçirildikten sonra, sahildeki yıktırıldı. Yörenin kontrolü tamamen Osmanlı’ya geçince, Roma Yolu (Bağdat Yolu) olarak adlandırılan yol ile Çoban Kale, önemini korumaya devam etti. Zaman içinde kale civarında geçen yol önceliğini ve önemini yitirdikçe, Çoban Kale’de giderek gözden düştü ve terk edildi.

Yalova İli, Altınova İlçesi, Karadere Köyü, Çobankale Mahallesi 1/25 000 ölçekli H22 c2- H23 dI pafta ve 1/1 000 ölçekli orman kadastroda yer alan Çobankale Kale Kalıntıları 3.Derece Arkeolojik Sit olarak Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 14.01.2004 tarih ve 10273 sayılı kararı ile tescil edilmiştir.

TAŞKÖPRÜ

Yalova İli, Çiftlikköy İlçesi, Taşköprü Beldesi’nin adının Taşköprü olarak anılmasına sebep olan ve halen kullanılan tarihi köprüdür. Köyün kuzeyinde akan bir derenin üzerine yarım daireler şeklinde biçimlendirilen ayaklar üzerine oturtulmuş ve kesme taşlarla yapılmıştır. Köprünün kesin tarihi bilinmemekle beraber yaklaşık 400 yıllık olduğu rivayet olunmaktadır. Köprünün, tarihi değer taşıması nedeniyle; İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2.3.1993 tarih ve 3026 sayılı karar ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

HACI ALİ PAŞA CAMİ (AHMET ÇELEBİ) (Çarşı Cami)

Armutlu ilçe merkezinde bulunan Hacı Ali Paşa Cami (Ahmet Çelebi) aynı zamanda Çarşı Cami olarak ta bilinmektedir. Yapım tarihi belli değildir. Orhan Gazi döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait 24 pafta 4475 parselde bulunan Camii; İstanbul II Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 12.11.1998 tarih ve 4967 sayılı kararı ile Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. İbadete açık olan caminin iç ahşap dizaynı ve dış ahşap saçakları, ince bir ahşap işçilik örneğini sergilemektedir.

 

RÜSTEM PAŞA CAMİİ

Yalova merkezde bulunan Rüstem Paşa Camii Osmanlı dönemi mimari yapılardandır. Mimar Sinan tarafından yapıldığı bilinen Rüstempaşa Camii; Osmanlı Paşası Rüstem Paşa tarafından 17. yüzyılda yaptırılmıştır. Camii Kubbeli ve kare planlı olarak yapılmıştır. Yalova Merkez, Rüstempaşa Mahallesi, 1 pafta, 35 ada 24 parsel’de bulunan Rüstempaşa Camii; Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 16.9.1973 gün ve 7412 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. Marmara depremi nedeniyle zarar gören minaresi yeniden yapılmış olup diğer bölümlerde restorasyon yapılarak ibadete açılmıştır.

HERSEKZADE AHMET PAŞA CAMİ

Yalova İli, Altınova İlçesi, Hersek Köyü’nde bulunan, 15. y.y. Osmanlı dönemi eserlerinden Hersekzade Ahmet Paşa Camii’nin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olup, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.03.1999 tarih ve 451 sayılı kararı ile tescil edilmiştir.

1458 Yılında doğan ve doğduğu Bosna-Hersek’ten getirilerek saraylarda yetiştirilen devrinin ünlü sadrazamlarından Hersekzade Ahmet Paşa tarafından XVII. Yüzyılda, kendi adıyla anılan beldede yaptırılmıştır. İzmit Körfezi’nin en dar yerinde olması nedeniyle Herzekzade Ahmet Paşa, Hersek’e küçük bir liman, 700 ev, çift kubbeli büyük bir camii, 2 han, 1 imaret, 1 mescit 1 medrese ve 1 tekke yaptırmak suretiyle bu beldeyi ihya etmiştir. Ne yazık ki camiin kubbeleri dahil diğer bölümlerinin bazı kısımları depremde yıkılmıştır.

Hersekzade Ahmet Paşa Camii mimarisinde kesme taş örmeciliği ağırlık kazanmaktadır. Camii’nin restorasyonu için gerekli çalışmalarda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından başlatılmıştır

KARACA ARBORETUM CANLI AĞAÇ MÜZESİ

Karaca Arboretuma Sn. Hayrettin Karaca tarafından 13,5 hektar arazi üzerinde kurulmuştur. Bugün yaklaşık 7000 civarında değişik bitki tür, alttür, varyete ve kültür formunu barındırmaktadır. Karaca Arboretum Türkiye’nin ilk özel Arboretumudur. Dikkate değer koleksiyonları Acer, Prunus, Malas, Magnolia, Quercus, Betula, Pinus, ağabeyes, Picea cinslerine ait önemli birçok tür ve kültür formunu barındırmaktadır. Arboretum Pazar günleri 13.00–18.00 saatleri arası halka açıktır. Bunun dışında grup ve okullara haftanın diğer günleri de randevu alınması koşuluyla açıktır. Gezi rehber eşliğinde 1,5 saat sürmektedir. Ziyaret TEMA vakfına makbuz karşılığı bağış yapılarak gerçekleşmektedir. Karaca Arboretumu senede 15.000 civarında yerli ve yabancı kişi ziyaret etmektedir.

Bu gün Karaca Arboretum’un en önemli faaliyetleri; Üniversite öğrencilerine staj imkânı sağlamak, Halka açık olduğu için halkın konuyla ilgili bilgisini artırmak. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yapılan Arboretum ve Botanik bahçelere bitki materyali sağlamak. Bahçıvan eğitimi vermek, Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan Arboretum ve Botanik bahçeleri ile tohum değişimi yapılması, bitki koleksiyonunu genişlemeye devam etmek, Arboretum alanı içinde yeni bahçeler yapılması gibi faaliyetler içermektedir.

Tüm bu faaliyetler için gerekli finansman, Karaca Arboretum da bulunan Karaca Arboretum Fidanlığı faaliyeti ile sağlamaktadır. Fidanlık haftanın her günü açıktır.

Karaca Arboretum Haziran 2004 de Uluslararası Dendroloji (Ağaç Bilimi) Cemiyeti tarafından bir ödüle layık görülmüş ve 27 Haziran 2004 de bu ödül Uluslararası Dendroloji Cemiyetinin Başkanı tarafından Karaca Arboretum da düzenlenen törenle Sn. Hayrettin KARACA’ya takdim edilmiştir. Bu ödül dünyada şimdiye kadar 14 Arboretum ya da Koleksiyon bahçesine verilmiştir. Karaca Arboretum da bu ödülü alan 15. Arboretum olmuştur.

YÜRÜYEN KÖŞK

Atatürk bir gün çiftliğe gittiğinde, Köşkün hemen yanındaki Ulu Çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Hemen bahçıvanı yanına çağırarak bunun nedenini sorar. Görevli bahçıvanın cevabı şöyledir: Ağacın dalları uzamış binanın duvarına dayanmıştır. Aldığı cevaptan tatmin olmayan Atatürk, düşünülmesi bile imkânsız olan bir emir verir: “AĞAÇ KESİLMEYECEK, BİNA KAYDIRILACAK.” Görev İstanbul Belediye’sine intikal eder. Belediye Fen İşleri Yollar Köprüler Şubesi sorumluluğu üstlenir. Başmühendis Ali Galip Alnar yanına aldığı teknik elemanlarıyla Yalova’ya gelerek çalışmaya başlar. 8 Ağustos 1930 tarihinde önce bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılıp yapının temel seviyesine inilir. İstanbul’dan getirilen tramvay rayları döşenir. Santim, santim çalışılarak bina yapı altına sokulan raylar üzerine oturtulur. Artık binanın raylar üzerinde kaydırılarak ağaçtan uzaklaştırılması aşamasına gelinmiştir.

Güzel ve sıcak bir yaz akşamında Ulu Önder Atatürk ile birlikte, kardeşi Makbule Atadan, Vali vekili Muhittin Bey, Emanet Fen Müdürü Ziya Bey ve Cumhuriyet Gazetesi Baş muhabiri Yunus Nadi nezaretinde bina 4.80 m. Civarında kaydırılır. Bu olağanüstü ve riskli iş 10 Ağustos 1930 tarihinde tamamlanır ve Ulu Çınar Ağacıda kesilmekten kurtulur.

O günden beri köşkün adı “YÜRÜYEN KÖŞK” olarak kalmıştır. Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 12.07.1980 gün ve 12238 sayılı kararı ile korunması gerekli Kültür ve Tabiat Varlıkları arasında sayılmış ve tescili yapılmıştır. 2006 Yılında, Yalova Belediyesi tarafından restorasyonu yapılarak ziyaretçilere açılmıştır.

TERMAL ATATÜRK KÖŞKÜ

Termal Atatürk Köşkü 1929 Yılında 38 günde yaptırılmıştır. Mimarı Prof.S.Hakkı Eldem’dir. Köşk’te ilk yabancı devlet adamı olarak İran Şahı ağırlanmıştır. Köşk tamamen ahşaptan yapılmış olup, iki katlıdır. Üç şeref salonu ve onbir odası vardır. Dönemin kullanılan eşyası ile birlikte korunan Köşk müze olarak halka açıktır. Çok partili sisteme geçiş, Yerli Malı Haftası, Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması, Kuran’ı-Kerim’in Türkçeleştirilmesi çalışmaları gibi zamanın birçok önemli kararları burada alınmıştır. Köşk’te bulunan bazı eşyalar ve özellikleri; Kurşunlu banyo ve kadınlar tablosu (Nurettin Niyazi 1930) Bir dağ yamacı ve bazı hayvanları temsil eden bir resim (Ayvazoski–1875). Halılar: İran, Hereke. Vazolar: Yıldız porselen, Fransa, Japon ve Çin, ayrıca bir tanesi Mısır yapımın Hiyeroğlif yazılarla süslü pirinç ve abanoz ağacından yapılmış. Karyolalar: Pirinç yatak odası  takımı, Fransız lake sandalyeler ceylan derisi ile kaplanmıştır. Radyo: Alman (RCA) marka. Piyano: Wilheelm Spaethe (Gera) Anneannesinden kalan kanaviçeli seccade. Masa: iki tarafı da eşit yapılmış, her iki tarafa kullanılıyor, İngiliz yapımı demir aksamları, yaldız altından kaplama. Dosya Dolabı: Kaplama, gül ağacı, demir aksamları yaldız altın. İran Şahı’nın hediyesi saat, şamdan altın, yaldız kaplama.

Termal Atatürk Köşkü; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 15.5.1983 tarih ve 14971 sayılı kararla Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir. Termal Atatürk Köşkü, TBMM Milli Saraylara bağlı olarak hizmet vermektedir.

Sayfalar : 1 - 2 - 3 - 4 -
Termal Turizm Çevre ve Eğitim Derneği
 +90 226 675 80 77
 info @ termal.org.tr
 Gökçedere Mah.
Termal - Yalova - Türkiye


Anasayfa    -    İlkelerimiz    -    Faaliyetlerimiz    -    İletişim